BIST YATIRIMCISININ GÖZDEN KAÇIRDIĞI BÜYÜK RESİM: SADECE TÜRKİYE'YE BAKARAK PİYASAYI OKUYAMAZSINIZ

Bugün biraz farklı bir konu konuşmak istiyorum.
Çünkü son dönemde bana gelen mesajların önemli bir bölümü aynı noktada birleşiyor:
“BIST neden düştü?”
“Bu bilanço neden fiyatlanmadı?”
“Türkiye'deki haberler bu hisseyi neden etkiledi?”
“Şirketin bilançosu iyi ama hisse neden yükselmiyor?”
Aslında bu soruların tamamı yanlış değil.
Fakat eksik.
Çünkü finansal piyasaları yalnızca bilanço, enflasyon, faiz, siyasi gelişmeler veya ülke içerisinde açıklanan haberlerle okumaya çalışırsanız, büyük resmin önemli bir bölümünü kaçırırsınız.
Ve çoğu zaman yatırımcının kaybı da tam burada başlar.
BIST TEK BAŞINA BİR DÜNYA DEĞİL
Borsa İstanbul'u analiz ederken yalnızca Türkiye'ye bakmak, aslında bir ağacın yalnızca tek bir dalına bakarak bütün ormanı anlamaya çalışmaya benzer.
Türkiye'deki faiz oranları önemlidir.
Enflasyon önemlidir.
Şirket bilançoları önemlidir.
TCMB kararları önemlidir.
Ancak bunların yanında ABD tahvil faizleri, doların küresel değeri, ABD Merkez Bankası'nın para politikası, Japonya'nın faiz politikası, İngiltere ekonomisi, küresel likidite ve yatırımcıların risk iştahı da BIST üzerinde doğrudan veya dolaylı etkiler yaratabilir.
Çünkü artık piyasalar birbirinden bağımsız değil.
Bir ülkede başlayan para hareketi, birkaç saat içerisinde dünyanın başka bir bölgesindeki varlık fiyatlarını etkileyebiliyor.
İşte bu nedenle size her gün ABD, İngiltere ve Japonya ekonomilerinden gelişmeler aktarıyorum.
Bunu özellikle yapıyorum.
Çünkü bu üç ekonomi, küresel finans sisteminin önemli merkezlerinden.
ABD dünyanın en büyük sermaye piyasalarından birine sahip.
İngiltere, Avrupa ile küresel finans arasında önemli bir merkez konumunda.
Japonya ise uzun yıllardır düşük faiz politikaları ve dünyanın önemli sermaye ihracatçılarından biri olması nedeniyle küresel para akışlarında ayrı bir öneme sahip.
Dolayısıyla BIST yatırımcısının yalnızca Türkiye'deki haber akışını takip etmesi, yatırım dünyasının tamamını takip ettiği anlamına gelmiyor.
JAPONYA'DAKİ FAİZ NEDEN SİZİ İLGİLENDİRSİN?
Burada çok önemli bir noktaya gelelim.
Japonya uzun yıllar boyunca dünyanın en düşük faiz ortamlarından birine sahip ekonomilerinden biri oldu.
Bu durum küresel finans açısından önemli sonuçlar doğurdu.
Örneğin teorik olarak yatırımcılar düşük maliyetle Japon yeni üzerinden borçlanıp daha yüksek getiri potansiyeli bulunan farklı ülkelerdeki varlıklara yatırım yapabiliyor.
Finans dünyasında bunun en bilinen örneklerinden biri carry trade yaklaşımıdır.
Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Bu, “Japonya'dan kredi çek, ABD borsasına yatırım yap ve kesinlikle daha fazla para kazan” anlamına gelmez.
Çünkü kur hareketleri, faiz değişimleri, varlık fiyatlarındaki düşüşler ve likidite koşulları bu işlemlerin sonucunu ciddi şekilde değiştirebilir.
Ama yatırımcı açısından asıl önemli olan başka bir şeydir:
Japonya'nın faiz politikası, yalnızca Japon yatırımcısını ilgilendiren bir konu değildir.
Japonya'daki para politikasının değişmesi, küresel sermayenin riskli varlıklara olan iştahını ve farklı piyasalardaki fonlama koşullarını etkileyebilir.
İşte yatırımcı olarak öğrenmeniz gereken bağlantı budur.
ABD'Yİ NEDEN TAKİP EDİYORUZ?
Şimdi ABD'ye gelelim.
ABD Merkez Bankası'nın faiz kararı yalnızca ABD piyasasını ilgilendirmez.
Fed'in faiz politikası; Doları, ABD tahvil faizlerini, küresel likiditeyi, gelişmekte olan ülke para birimlerini,
emtiaları, hisse senetlerini, kripto varlıkları ve dolayısıyla Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaları da etkileyebilir.
Fed'in faiz indirim beklentisinin güçlenmesiyle piyasaların verdiği tepki ile faiz artışı beklentisinin güçlenmesiyle verdiği tepki aynı olmayabilir.
Bu nedenle BIST yatırımcısının yalnızca “Bugün hangi Türk şirketi iyi bilanço açıkladı?” sorusunu sorması yeterli değildir.
Bazen daha önemli soru şudur:
Dünyada para hangi yöne hareket ediyor?
İNGİLTERE'Yİ NEDEN TAKİP EDİYORUZ?
İngiltere de benzer şekilde küresel finans sistemi içerisinde önemli bir yere sahip.
İngiltere Merkez Bankası'nın faiz politikası, sterlin, tahvil piyasası ve Avrupa finansal koşulları üzerinden küresel piyasalarda etkiler yaratabilir.
Bu nedenle her gün size ABD, İngiltere ve Japonya'dan haber gönderdiğimde aslında üç ayrı ülkenin haberini vermeye çalışmıyorum.
Size küresel para sisteminin farklı parçalarını göstermeye çalışıyorum.
“BEN 200.000 TL İLE BIST'E GİRDİM, YETERLİ DEĞİL Mİ?”
Şimdi gelelim bana gelen mesajların başka bir bölümüne.
Bazı yatırımcılar yatırımı yalnızca piyasaya yatırdıkları para miktarı üzerinden değerlendiriyor.
200.000 TL'nin BIST açısından küçük veya büyük olup olmadığı üzerinden bir tartışma yapmak bana göre çok anlamlı değil.
Çünkü yatırımcının başarısını yalnızca portföy büyüklüğü belirlemez.
Asıl soru şudur:
Elinizdeki sermayeyi nasıl yönettiğinizdir.
Benim açımdan birkaç aylık bir performansı, bir yatırımcının bütün kariyerine kıyaslamak da doğru olmaz.
Ama kendi adıma şunu söyleyebilirim:
Bana “Bu kadar parayla BIST'te yatırım mı yapılır?” diyen insanların bir kısmı, aslında yatırımın yalnızca sermaye miktarından ibaret olmadığını zaman içerisinde gördü.
Çünkü piyasada bazen 2 milyon TL ile yapılan yanlış bir işlem, 200.000 TL ile yapılan doğru bir stratejiden daha kötü sonuç verebilir.
Para tek başına avantaj değildir.
Bilgi, disiplin, zamanlama ve risk yönetimi olmadan büyük sermaye de büyük kayıplar üretebilir.
PEKİ BIST YATIRIMCISI NE YAPMALI?
Bence ilk olarak yatırım perspektifini değiştirmeli.
BIST'i takip edin.
Şirket bilançolarını okuyun.
KAP açıklamalarını inceleyin.
Türkiye ekonomisini takip edin.
Ancak burada durmayın.
Fed'i takip edin.
ABD tahvil faizlerini takip edin.
Dolar endeksini takip edin.
Japonya Merkez Bankası'nın politikalarını takip edin.
İngiltere Merkez Bankası'nı takip edin.
Petrolü, altını ve küresel risk iştahını takip edin.
Çünkü BIST'teki bir şirket Türkiye'de faaliyet gösteriyor olabilir.
Ama o şirketin finansman maliyeti, ihracat geliri, döviz pozisyonu, emtia maliyetleri veya yabancı yatırımcı ilgisi küresel gelişmelerden etkilenebilir.
Dolayısıyla şirket Türkiye'de olabilir.
Ama şirketin fiyatını etkileyen hikayenin tamamı Türkiye'de olmayabilir.
KRİPTO, FOREX VE BIST İÇİN DE AYNI GERÇEK GEÇERLİ
Bu yaklaşım yalnızca Borsa İstanbul için geçerli değil.
Kripto para piyasasında da aynı durum var.
Forex piyasasında da.
Emtia piyasalarında da.
Her piyasayı kendi kutusunun içine koyup yalnızca o piyasaya ait haberleri takip ederseniz, fiyat hareketinin nedenini anlamakta zorlanabilirsiniz.
Piyasalar artık birbirine bağlı.
Bir ülkedeki faiz kararı başka bir ülkedeki para birimini etkileyebiliyor.
Bir tahvil piyasasındaki hareket altın fiyatına yansıyabiliyor.
ABD'deki faiz beklentisi gelişmekte olan ülke piyasalarının tamamında risk iştahını değiştirebiliyor.
Japonya'daki para politikası küresel fonlama koşullarını etkileyebiliyor.
Ve bütün bunların sonunda BIST de bu küresel denklemin bir parçası haline geliyor.
Bu yazıyı özellikle uzun tuttum.
Çünkü bana gelen mesajların önemli bir kısmında aynı şeyi görüyorum:
Yatırımcı fiyatı görüyor ama fiyatın arkasındaki sistemi görmeye çalışmıyor.
Bilanço okuyor ama faiz politikasını okumuyor.
Şirket haberini takip ediyor ama tahvil faizini takip etmiyor.
Türkiye'ye bakıyor ama ABD'yi, Japonya'yı ve İngiltere'yi yeterince dikkate almıyor.
Oysa yatırım yapmak yalnızca bir hisse seçmek değildir.
Yatırım yapmak, paranın dünyada nasıl hareket ettiğini anlamaya çalışmaktır.
Bu yüzden size her gün yalnızca BIST haberleri göndermiyorum.
Dünyadaki para akışını, merkez bankalarını, faizleri, tahvilleri, emtiaları ve büyük ekonomileri de anlatmaya çalışıyorum.
Çünkü BIST'i gerçekten anlamak istiyorsanız, bazen BIST ekranından uzaklaşıp dünyanın geri kalanına bakmanız gerekir.
Belki de bugün ihtiyacınız olan yeni bir hisse senedi değil.
Yeni bir bakış açısıdır.
Bu yazıyı okuyun.
Hatta mümkünse tekrar okuyun.
Çünkü piyasada para kazanmanın ilk adımı, piyasayı yalnızca ekrandaki rakamlardan ibaret görmemektir.



Yorumlar